
Yani "katil çift katlı", sevgili okuyucular.
Tüm gün boyunca evde depreştikten sonra, akşamüstü sularında şöyle bir silkineyim de dışarı çıkayım, bi iki işimi halledeyim dedim. İşler bitecek gibi değil sevgili okuyucular, ben de biraz salmış durumdayım. Salondan geçerken etrafı görmezden gelip bin bir ıvır zıvırın arasında sıyrılıp kurtarılmış bölgeme, odama çekiliyorum. Zaten yat-kalk-git-çalış-gel-yat-kalk ritmini de yakaladık çok şükür(!).
Neyse efendim öyle gün boyu evde yaşadığım ruhsal ve fiziksel debelenmelerin ardından bindim kızıma, çıktım yola... Konya yolunda Ulus istikametinde gitmekteyim. Trafik kimi zaman farklı gelir ya insana. Bana öyle olur en azından. Daha hızlı, daha karışık görürüm trafiği. Dalgınlığa işaret aslında bu. Bunun da farkındayım, şimdi diyorum bir kaza yapsam ne olur? Kimi haberdar ederim, tabi haberdar edecek halim olursa. Gece hanim olimpiyat oynamakta, nobody bey deseniz gezmelerde tozmalarda.. Allah diyorum supriz yapmis olurum hepsine!.. Sonra da bir "Allah korusun" çekiyorum, böyle şeylerin aklımdan her geçişinde yaptığım gibi.
Besevler istikametine dogru gidecegimden koprulu kavsagin ustunden saga donus yoluna yoneldim. Kafamda bu düşünceler usul usul gitmekteyim. Birden sol aynada yesil bi hareketlenme farkettim, refleks ile saga dogru kacirdim motoru. Kocaman bir kutle son surat solumdan gecti, gitti. Ama ne gecis sevgili okuyucular! Cidden saniye farki ile o kutleye karismaktan kurtuldum.
Şu kamyondan bozma yerli imalat çift katlı yeşil otobüslerimizden bi tanesi. Eleman kavşaktaki kırmızı ışıkta durmaya tenezzül etmeden, sağdan yardırdı. Kendime geldim, yakalayacam diye bi sağa sola bakıp ben de geçtim ışıkta, peşinden... 4. caddenin çıkışındaki ışıkları da takmadı amca, ben de ardından. Az ilerde durakta durdu, yolcu alacak. Solundan geçtim, önünde çapraz biçimde durdurdum motoru. İndim üstünden. Ama bi titreme var üstümde; az önceki korku, üstüne durumu idrak edince gelen sinir...
Cam açık zaten.
Taner: N'apiyosun sen ya?! Seni farkedip kacmasaydim, napacaktin, uzerimden mi gececektin?
Sofor: Nasil?
T: Uzerime çıkıyordun az önce, farketmedin mi?
S: Ben korna çaldım bir suru, duymadın ki sen?
T: Ne kornası? (Dalgınlığıma bakar mısınız?)
S: Korna çaldım ben bi sürü..
Tamam korna çalmıştır belki. Duymadım diyelim. Duymadım, çekilmedim önünden diye, üstümden geçip gidecek, adama bakar mısınız?! Gerçi korna çalmış olsa da kaç kere çalmış olabileceğini siz tahmin edin sevgili okuyucular.
S: Hem sen n'arıyorsun yolun ortasında? Kenardan gitsene?
Bakar mısınız!.. Kenardan gideceğiz, bisikletiz ya biz. Aynı vergiyi vermiyoruz çünkü, köprüden otoyoldan geçerken aynı parayı ödemiyoruz. Hem öyle ha diyince de kalkamıyoruz, gidemiyoruz! Öyle önünde yolu tıkayıp kalıyoruz, tüh...
T: Ne diyorsun sen ya? Bisiklet mi bu? Kenardan gidecek mişim... Hem senin cevrende bu kaporta var... (camin kenarına vuruyorum) Bak bakalim bana, su monttan, kasktan baska bisi var mi uzerinde? Bir dokunsan bana gittim! Et kemik birbirine karışır giderim otobüsün altında? Hiç mi düşünmüyorsun bunu?
S: Ya git kardeşim, zaten geç kaldım seferime!
Geç kalmış ya, adamın üstünden geçmiş, çiğnemiş gitmiş, nolmuş ki?
Azcık daha sakin başlayabilseydim lafa, belki muhabbeti sürdürmek anlamlı olabilirdi. Ama havanın sıcağı, amcanın geç kalmışlığı, bendeki can sıkıntısı ile anlamlı bi yere varamayacağımızı düşünerek, içimden "Allah nası biliyosa öyle yapsın seni" dedim, atladım motora, çektim gittim su kartıma kontör yükletmeye...
Okuduğumuzu Anladık Mı?- Örtmenim, kafamız karışık iken ve dalgın olduğumuz zamanlarda motosiklete binmemeliyiz.
Bi de örtmenim, hala bir kısım insanımız, motosikletleri yolları paylaştıkları bir araç olarak değil, önlerinde giden bir can sıkıntısı, haddi bildirilmesi, tez zamanda gözden kaybedilmesi gereken bir nesne olarak görüyorlar. Motosikleti kullanarak vatandaşa huzursuzluk veren sıpaların da etkisi bu örtmenim. Ama sonuçta kaportadan yoksun olduğumuzu, et ve kemiğin metal ve asfalt ile birleşmesinin sonuçlarının neler olacağını pek tahayyül edemiyorlar. Nasıldır örtmenim, trafikte iki araç birbirine dokunurlar, ne olur? Hemen durulur, trafik tıkanır, öyle ya cep telefonu ile biyerler aranarak ya da eller göğüste kavuşmuş halde ekip beklenir. Bunun bir dörtteker ve bir motosiklet içeren versiyonunda ise kareye bir ambulans girmesi pek muhtemeldir. Bunu hiç bir zaman akıldan çıkarmamalıyız örtmenim. Trafikte önümüzdeki, yanımızdaki, arkamızdaki aracın sürücüsü en kibar bi insan, en uygar sürücü ödüllü süper bi şahsiyet bile olsa onu yukarıdaki sınıftan kabul edip ona göre davranmalı, tedbiri elden bırakmamalıyız. Ve bunu neden yapmalıyız örtmenim? Çünkü motosiklete binmek çook keyifli örtmeniim... Ölmek için değil, ölünceye kadar örtmeniiim...
- Aferin evladım, otur, 10.